Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

TÜKENMİŞLİĞİMİ BİRİKTİRİRKEN

Filed under: İsimsiz Şairler — admin 13 Haziran 2009 @ 12:47

TÜKENMİŞLİĞİMİ BİRİKTİRİRKEN

Tükenmişliğimi biriktirirken kumbaramda

Bir şair “unutur gibi ve azala azala seviyor”.

Ben kalabalıklarda çoğalttığım yabancılığımın paçasına yapışıyorum,

Giderse hiç olurum…

Sigara dumanından yapılma konuşma baloncukları asılı kalıyor suslarıma inat.

Bana yanaşan tek bir hamlenle dağılıyorlar.

Gülümseyerek saklıyorum saksı kıran çocuk yanımı.

Bilmeden ensene tek bir buse konduruyorum,

Öyle dalmışken insan yüzlerine sen,

Bakışlarda seni arıyorum bendekiyle aynı mı diye?

Bildiklerimi bilmiyor kimseler.

Haykıramıyorum ki;

Ses tellerime yasak seni seviyorum çığlıkları.

Her dönüş yolunda bir tek bakış saklıyorum

“Gittin…” diye başlayan cümlenin sonuna ünlem niyetine..

Gözlerinden papatyalar toplayıp taçlar yapıyorum,

Ellerim yemyeşil kokuyor.

Bahar sanıyorum seni, o yüzdendir bu cıvıldayan aşık halim.

Tramvaylar silerken tüm suretleri

Bir tek seninki kalıyor avuç içlerime yaslı,

Bir siren sesinin ardında saklı haykırışım.

Gözlerimden aşk damlıyor ince belli zamana…

Rakamlar günlerle bir olup üstüme yürürken

Geceleri biriktiriyorum kulak arkası yapıp

Vuslat zamanı, güne satmak için

El sıkışıp anlaşamıyoruz pahalıya patlıyor bana sensizlik…

Meteliksiz dönüyorum kendime

“Gittin” ben hala seni dileniyorum….

“Yazarak tüketilir aşk sanıyorken

doyasıya yaşanmayan aşkın yazıldığını öğrendim.

Kağıt sevgili, kalem sen… sevişiliyor tene inat.

Çoğalıyor deri altında sevgilinin tadı ve adı..”

Esra Soytürk

GİTMİŞLİĞİNE VE SUSMUŞLUĞUNA DAİR

Filed under: Denemeler — admin @ 12:42

GİTMİŞLİĞİNE VE SUSMUŞLUĞUNA DAİR

Mağrur Bir Irmak Geçiyordu Kalbimin Coğrafyasından

Her Irmak Kadar Asi

Ve Mahcub

Günahlığından Muzdarib Her Günah Gibi

Ne Vakit Değse Gözlerin Gözlerime

İçimde Bir İnşirah

Belliki Cennetten Geliyordu

Bir Irmak İşte

Her Mevsim Yağdıkça Ben Bahar Tazeleğinde

Mutedil Bir Akışla Sana Dökülüyordu

 

 

Gittin

Günüm Gecem Uykum

Tadım Tuzum Bi Yana

Tenimin Serinliğini Alıp Gittin

Şimdi Hangi Su

Hangi Yağmur Doldurur Bu Menfur Boşluğu

Gittin Ve Anladım

Sırrı Ateşmiş Aşkın

Ayrılıksa

Bitimsiz Bir Çöl Susuzluğu

 

 

Sen Gideli Kalemime Vuruyor Efkârım

Kırık Dökük Cümleler Kuruyorum Öznesi Sen

Sol Yanımda Kederli Bir Şair Sancısı

Ceplerimde Aşka Muhalif Sloganlar

Her Satırda Gidişinden Dem Vurup

Umarsızlığına Göndermeler Yapıyorum

Biliyorum Beyhude

Birşey Söylemez Kelimelerim Biliyorum

Öyle Yabancıyımki Aynalara

Kendi Dilimden Ben Bile Anlamıyorum

 

 

Sustun

Bana Yangın Yeri Sustuğun Her Söz

Müzmin Acılar Düğümlendi Canıma

Korkuyorum

Yanacak Dokunduğum Yerler

Ateşten Libaslar Biçildi Ruhuma

Binlerce Günaha Bulaşmışken Ellerim

Cehennemin Gölgesi Düşmüşken Ardıma

Bilmem

Yakışır Mı Dilime

Serinliğim Olur Mu İbrahimî Bir Dua

 

 

Yitik Kuyuların Mahkumu Artık Sende Bulduğum Yusuf

Firari Bir Tebessüm İçimdeki Züleyha

Omuzlarımda Bunca Istırap Yükü

Her Gün Biraz Daha Eksiliyorum

Biraz Daha Küsüyorum Mutluluk Mefhumuna

Söylesene Sevdiğim

Eski Bir Fotoğraf Mı Şimdi Tüm Yaşanmışlar

Lügatlerde İzahı Bulunmazken Halimin

Hangi Şiir Hangi Şarkı Anlatsın Beni

Terkedilmiş Evler Gibi Yalnızım

Perişanım Kaybedilmiş Savaşlar Kadar

HADİ YAR ! GEL-GİT(ME) ZAMANIDIR ŞİMDİ…

Filed under: Hasan Karadeniz — admin 10 Haziran 2009 @ 17:01

HADİ YAR ! GEL-GİT(ME) ZAMANIDIR ŞİMDİ…

SUSUYORUM;

 

Yanık karanfil kokan gecede…

Bir sözcük bekliyorum denizlerinden…

Ay kıvrılmış yan yana uyurken yıldızlarla,

su bekliyorum eksilen düşlerime…

Ütopik bir devrimin,kararlı adımlarını

düşürüyorum durgun sahillerine…

Hadi yar ! gel-git(me) zamanıdır şimdi…

 

YÜRÜYORUM;

 

viraneye dönmüş yağmurlar kentinde…

Kaç adım oldu yalnızlığım…Say(a)madım…

Taş üstünde taş kalmıyor yüreğimin cenderesinde…

Her enkaz alanından nasıl da sağ çıkıyorum,

Her sabah inadına uyanıyorum,

dilimde bedeli acıyla ödenmiş bir sevda türküsü…

 

YAZIYORUM;

 

Sana dair sözlerimi gözlerimden yırtılmış sayfalara ,

Ne zaman bir çocuk düşünsem özleminde;

Çocuk konuşmayı öğrenir,sen gelmezsin…

Acıya sürgün yaşamlar ezberlerim gelmeyişlerinde…

Yokluğunun düşsel komalarında,uyu(mu)yorum yatağımda…

Çekiliyor tüm kanım,hasret geçen damarlarımdan…

 

ÖLÜYORUM;

 

Eskimiş mezarlarda,kum fırtınalarında ve soğuk toprakta…

Ve bende kalan;

bronşlarıma tüküren katı bir yalnızlık hükmü…

Devrik bir alfabeden oluşma defterime,

hükümsüz cümleler karalıyorum…

Ölüm iklimindeyim,susamıyorum…

 

SAVURUYORUM;

 

Yine dilimin ucuna gelipte söyleyemediğim cümleleri uçurumlarına…

Onca gözünü kan bürümüş vedalara ve bronşlarımı azdıran

buz gibi ayazlara rağmen,hala yürüyorum…

Ya düşüp gideceğim gözlerinden,

ya da asacağım kendimi kirpiklerinin darağacına…

 

Hasan KARADENİZ…

YOKLUĞUN SOĞUK BİR SAVAŞ GÖNLÜMDE…

Filed under: Hasan Karadeniz — admin @ 16:49

YOKLUĞUN SOĞUK BİR SAVAŞ GÖNLÜMDE…

Seni beklemekten vazgeçiyorum…

Uzayan tutsaklığımda,dalgalanan esaret bayrağının altında,

dökülen kanda boğuluyor gülüşlerim…

Üzerine çığ düşmüş beklentilerimin hareketsizliğinde,

umutlarımı birbirine çatıp duruyorum…

Kalemimde ölü şairlerden hırsızlama harflerle,

tekil cümleler kuruyorum acılarla uyumlu…

Saçlarımda kelepçesi hükümlü rüzgar…savruluyorum…

Yine dalgın gemiler geçiyor ıslak gözlerimden…

Gün yüzünü dönerken geceye,

düştüğüm tepelerine yeniden tırmanıyorum ,

kendi mazoşist duygularımla…

Herkes uyurken düşlerine,

ben sevilmediğimin altını çiziyorum,

parantezi bol satır aralarında..

Çizdikçe çoğalıyor yalnızlığım…

Yine dalgın gemiler geçiyor ıslak gözlerimden…

Senin için bir dalgınlık daha tutuyorum aklımdan…

nikotine kesmiş verem kokulu odamda;

( d )alıyorum bir fincan kahveyle sensizliği,

kırk yıl kalasın diye hatırımda…

Hüzünlü yaz( g )ılar baskı kurarken sürgün yanlarıma,

Tenimde unuttuğun yangınlarda ısınıyor sözlerimin sahte sahipleri…

Oysa sana ( k )aralamıştım tüm bildiklerimi..

Kararlı yürüyüşlerde ıslıkla çalınan marşlara eşlik etmiştim,

aldırmadan tel örgülerin yırtıcılığına…

yeni bir ülke kurar gibi anlatmıştım umutlarımı…

Şimdi kararlı adımlarıma yılgınlık dayatan sevdanın sus işaretiyim…

kimse bilmez kederden kanayan ,ağır yalnızlığımı…

Acıların ağır abisi demiştin bana…

kim hesaplayabilir ki gönül kırıklarımın hacmini…

Kıldan ince hasretimin keskinliği

ve atomdan ağır sevdamın yok edici yakıcılığında,

bir ben biliyorum gecelerin bitimsiz uzunluğunu…

Yazmakla tamamlayamıyorum kendimi…

Bana bile kendini anlatamamış ben’i anlatıyorum sana…

Olur da anlam bulurum diye yüreğinde…Anla(ya)mıyorsun…

Bu yüzden seni beklemekten vazgeçiyorum…

Sus-konuş vardiyalarında,sinsi ağrılar çörekleniyor

göğsümün sol cenahına…

Ve duman çöküyor bu yüze duman…

İçimde ayaklanan en militan duygularımı kelepçelesem;

Bu aşk terörden kurtulur mu ?

Bu büyük yıkımdan ağrısız günler çıkarmı?…

Çıkmazındayım işte !…

Bu yüzden seni beklemekten vazgeçiyorum…

Artık çek işvebaz bakışlarını gözlerimden…

Sesini sesimin üstüne koyma …

Ya öldür beni ! Ya da yaralı bırak sevni sevmeler ülkesinde…

Vazgeçmekten başka işim kalmadı benim…

İçi doldurulamamış bir sevdanın

Boşluğunda Seni Kaybettim…

(d)arlandım…Katı bir “ES” le bitti bu şarkı…

SUSUYORUM…

HASAN KARADENIZ

TÜRKÇESİZ

Filed under: RIFAT ILGAZ — admin 09 Haziran 2009 @ 15:21

 

TÜRKÇESİZ

 

 

Annenden öğrendiğinle yetinme

Çocuğum,Türkçe’ni geliştir.

Dilimiz öylesine güzel ki

Durgun göllerimizce duru,

Akar sularımızca coşkulu…

Ne var ki çocuğum,

Güzellik de bakım ister|

 

Önce türkülerimizi öğren,

Seni büyüten ninnilerimizi belle,

Gidenlere yakılan ağıtları…

Her sözün en güzeli Türkçe’mizde,

Diline takılanları ayıkla,

Yabancı sözcükleri at|

 

Bak, devrim,ne güzel|

Barış,ne güzel|

Dayanışma, özgürlük…

Hele bağımsızlık|

En güzeli,sevgi|

Sev Türkçe’ni, çocuğum,

Dilini sevenleri sev|

 

Rıfat Ilgaz

 

 

GÜVERCİN UYUR MU?

Filed under: RIFAT ILGAZ — admin @ 15:18

GÜVERCİN UYUR MU?

 

 

Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun

O doyumsuz lapacı güvercinler

Kurşun buğusu güvercinleri severim ben

Kanat uçları çelik yeşili

 

Kuş dediğin piyerlotisiz yaşamalı

Adaksız avlusuz şadırvansız

Buluttan süzmeli suyunu

Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli

 

Benim güvercinim tunç gagalı

Kimlerin bakışı kardeşçedir

Kimlerin bakışı düşmanca

Kendisi hangi kavganın güvercinidir bilir

 

Tüneyip acımanın saçaklarına

Miskin sevilerle bitlenmez

Kanadından çok pençesine güvenir

 

Barış taklaları süzülmeler

Gagalarda zeytin dalı

Perendeler maviliklerde

Tüm gösteriler resimlerde kalmalı

 

Güvercin dediğin uyanık olmalı

Tüyler duman duman öfkeden

Yanıp tutuyşmalı gözbebekleri

Sevgiden tıpır tıpır bir yürek

Özgürlüğünce dövüşken

Rıfat Ilgaz

KÖRÜZ BİZ

Filed under: RIFAT ILGAZ — admin @ 15:17

KÖRÜZ BİZ

 

 

Ne varsa otu ot çiçeği çiçek yapan

Tan yerinden söken umut ışığı

Sizin olsun çekik gözlü kardeşlerim

Aydınlıklar sizin olsun körüz biz

 

Bakmayın gözlerimizde yansıyan yıldızlara

Göremeyiz ateş böceklerini biz körüz

Çakıp sönen deniz fenerlerini uzak kıyılarda

 

Bir bulut ne zamandır üstümüzde

Yurt genişliğinde bir bulut kurşun ağırlığında

Nilüferler sularımızda açar mevsimsiz

Dolanır ayaklarımıza boğum boğum

Yapraklarında iri leş sinekleri uçuşa hazır

Göz göz oyulmuş gözlerimiz biz körüz

Göz çukurlarımızda radarlar fırıl fırıl döner

Körüz el yordamıyla yaşıyoruz bu yüzden

 

Yeni körler peydahlarız uyur uyanır

Ayak altında eziledursun karınca sürüleri

Ezenlerle bir olmuş yaşıyoruz ne güzel

Çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi

 

Körüz biz kör uçuşlara açmışız toprağımızı

Ha düştü ha düşecek çelik gagalardan

Mantar mantar açılan tohumlar sıcakta

 

Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana

Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan

Körüz gözbebeklerimize mil çekilmiş mil

Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk

Tetikte kendi parmağımız yabancının değil

Rıfat Ilgaz

GÖZLERİM

Filed under: Neslihan Güneş — admin @ 15:16

GÖZLERİM

 

Gözlerim hasret çiziyor belli ki zaman kalmamış

Senli zamanları anlatmaya

Noktalanmış o kadar söz var ki ardım sıra

Yokluğunun acılarıyla boğuluyorum

Nefes almak o kadar zor geliyor ki bana

Yalnızlığıma hesap veriyorum

Umutlarım cam kırıklarının üzerinde dolaşıyor

Her geçen zaman

Biraz daha yara alıyor

 Biraz daha hırpalanıyor

 Biraz daha eksiliyor

Kan kaybından ölüyor umutlarım

Kan kaybından ölüyor senli sensiz yanım

 

Neslihan Güneş

 

CEMRE

Filed under: Neslihan Güneş — admin @ 15:15

CEMRE 

Bana anlat sevdalar hangi iklimlerde yaşar

Hangi baharların çiçeğidir ayrılık

Kaç cemrede düşer aşk insanın içine

Bahar yağmuru gibi rüzgârına mı aldanmalıyım

Güz yangını gibi sıcağına mı kanmalıyım

AŞKIN

Tek cemrede düşer aşk insanın içine

Düştüğünü fark etmezsin

Çıktığında anlarsın

Yeri yaralanmış ve yakılmıştır

Çünkü tek cemrede düşer aşk insanın içine

Yakar ve külleriyle oynamak sana kalır

Neslihan Güneş

 

YALNIZLIĞIMIN ŞAHİDİDİR ACILARIM

Filed under: Neslihan Güneş — admin @ 15:14

YALNIZLIĞIMIN ŞAHİDİDİR ACILARIM

Umutlarımı darağacına astım

Gözyaşlarım infazına karar verdi gülüşlerimin

Kirpiklerimde asılı kaldı hayallerim

Tutmadığım onca sözlerimin üzerine

Birde kayıp giden zamanı ekledin

Beni sensizliğin beni hüznün beni hasretin

Zifiri karanlığına sürükleyen zamanı

Seni benden aldığı gibi beni de benden alan zaman

Yalnızlığımın şahididir  acılarım…

Neslihan Güneş

 

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>