Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

GELMEZDİN…

Filed under: İsimsiz Şairler — admin 30 Aralık 2008 @ 10:07

GELMEZDİN…

Gözyaşımın Okyanusuna İnad..

Yüreğimin Çölünde Beklerdim Seni…

Sen Gelmezdin..Şiirlerim Düşerdi..Dalgın Bakışımdan Gecenin Karanlığına..

Hüzün Rüzgarı Eserken İçime..Ağladığımı Görmezdin..Sen…

Gelmezdin..Darmadağın Olurdu Hislerim..Zamana Esir Düşerdi Umutlarım..

Siyahi Bakışlarının Kanı Bulaşırdı..Yorgun Yüreğime…

Hasret Kokardın Sen..Gurbet Kokardın İçimde..

Işığı Kırılan Ruhumdu..Sütunları Yıkılıverirdi..Sevdamın..

Virane ye Dönerken Duygularım..Yıkıklığında Beklerdim Seni..

ama Sen Gelmezdin…

Ben Kendimi Sendeki Bende Arardım..

Beni Bende Kaybettiğimde..

Gecenin Sim Siyah Renginin İçime Süzülüşünde Bulurdum Seni..

Hüzün Damarımın..Çatlayıp ta İçime Kanadığında Anladım Sensizliği…

Gülmeyi Unutmuş Gözlerimin Umarsız Bakışındaydı Hayalin..

Akardı Hüzünlerim…

Kuruyan Damarlarımdan..Yüreğime…

Gelmezdin..

Umutlarım Solardı…Gömülürken Karanlığında Gecenin..

Öylece Kala Kalırdı Benliğim..Özlemin Derin Kuyusunda Boğulurdu Sevdam..

Ben Boğulurdum..

Ben… Seni Beklememişim..

Kendimi Beklemişim Aslında…

 

Kendimi Sende Bulmak İsterken……

 

ARARIM SENİ

Filed under: A.Selçuk İlkan — admin @ 10:03

ARARIM SENİ  

 

Akşam erken çöker yalnızlığıma

Sokak sokak gezer ararım seni

Hasretin gönlümün yangınlarında

Alev alev yanar ararım seni

 

Gözyaşlarım kurur yanaklarımda

Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda

Sigaram sabahlar parmaklarımda

Nefes nefes çeker ararım seni

 

Gölgen düşer sanki hep yollarıma

Adım adım yürür izlerim seni

Bir çılgın özleyiş girer kanıma

Yudum yudum içer ararım seni

 

Ahmet Selçuk İLKAN

SENDEN ÖĞRENDİM GÜLÜM

Filed under: İsimsiz Şairler — admin @ 10:02

SENDEN ÖĞRENDİM GÜLÜM 

 

Gözlerinden öğrendim ben her şeyi

Siyahın ne güzel renk olduğunu

İlk görüşte aşkın ne olduğunu,

Sevgiyi ve onun büyüklüğünü

 

 

Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi

Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını

O anki dünyayı umursamazlığı

Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini

 

 

Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı

Seni bağrıma basmanın mutluluğunu

Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı

Teninin kokusunu unutmamayı

 

 

Resimlerine bakıp avunmayı,

Sana ancak dualarla ulaşmayı

Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm

Sen bana acıyı, hüznü öğrettin

 

 

Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden

Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi

Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm

Mutluluğu özlemeyi de öğrendim

  

Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim,

Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı

Elvedaının anlamını öğretiyorum sana ben

Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda…

AYRILDIKTAN SONRA ANLAYACAKSIN NASIL SEVDİĞİNİ

Filed under: Adnan DURMAZ — admin 25 Aralık 2008 @ 01:57

 AYRILDIKTAN SONRA ANLAYACAKSIN

              NASIL SEVDİĞİNİ

 

Gece demlenirken uykularda

Beton yığınlarının üstünde ay bedirlenirken

Yıldızlar ürperirken sularda

Yalnızlık nemlenirken

Uzanınca yatağına beni düşüneceksin

Gecenin ıssız kaldırımlarında

Acının ayak sesleri duyulacak

Soluğundan bile sakladığın giz

Karanlığın derin koynunda açılacak

Yüzün bir huzur mezrası

Kanayacaksın…

İşte akıp giden yaşamın dallarında

Taze güller gibi solarken her gün

İçindeki kadın saçlarını yolacak

Ağlayarak düşlerini yağmalayan sonbahara

En olmadık zamanlarda beni soracak

- O şimdi kim bilir…

 

Islanmış akşamların kıyısında

Saçak altlarında kederin

Sancılanmış yüzümde gözlerim köz parçası

Bazen postacı geçerken

Bazen telefon zilinde

Ansızın gülüşünün yakasına yapışıp

Soracak içindeki kadın

- O şimdi kim bilir…

 

Kim bilir hangi kentte-hangi yangınlardadır

Belki dalgın gözleri ürperir dalgalarda

Küskündür-yaralıdır-yapayalnız kuytularda

Kıvranır bin yerinden bıçaklanmış uykularda

Sızlar her dakika seni düşünüp

Belki de kollarında bir kadın

Ona şiirler okur-dizeleri kan

Kırık kanatlı coşkular ne zaman kapaklansa

Seni isyanla anardır

- O şimdi kim bilir…

 

 

Kavgalarımız gelecek aklına

Akıl almaz basitlikte küsüşme nedenlerimiz

Kaç kez tuz-buz ettik yüreklerimizi

Sırça saraylar gibi

Fakat tek bir sözcükle kaç kez

Kaç kez bir bakışın taşıdığı öpüşle

Dirilttik yeni baştan…

 

Anlaşılmamış insanların küskünlüğüyle

Yalnızlık kandilleri gibi yanan

Hüzünlü bakışlarım gelecek aklına

Bazen sancılı gülüşlerim

İnsanların acısında susuz balıklar gibi çırpınan…

Ve sağanak sağnağa sevişmelerimiz

Sevgide kanatlanıp uçtuğumuz sonsuzluk

El ele-soluk soluğa

Tüketemediğimiz güzel hasret

Ve ansızın coşkuların kanadına saplanan hançer

Aşkları tomurcukta koparan nefret…

Savaş alanlarına da ilkyaz yeniden gelir

Acıların üstüne de güneş doğacak

Ama zamanın yüzünde aşkların izi kalır

Ayrıldıktan sonra anlayacaksın nasıl sevdiğini

İş işten geçmiş olacak…

 

Adnan DURMAZ

BELKİ DE AŞK…

Filed under: Adnan DURMAZ — admin @ 01:56

BELKİ DE AŞK…

 

Belki de aşk vardır

Benim hiç bilmediğim

Gece vardiyalarında

Karanlığa ışık gibi yayılan

Yorgun bir gülüştür

Çok uzak çöl yolculuklarından

Hırsızlayın bir hilâl

Ki masallara saklanmış

Tanımlanamayan-

Ve en azından kendimi

Uçurumlarında deneyeceğim

Çocukçadır

Ki dünyanın tüm çocukları

Hiç mi hiç düşünmeden

Katılıverirler oyuna

Bu yüzden

Karanlık dalların altında

Bir haziran akşamı

Pür gizem olarak oturan kadın

Ansızın özler çocukluğunu

Hayvancadır

Yâr kokusu eser rüzgâr

Ve bir bakış

Bir cenneti talanlar

Belki de aşk vardır

Şiirle miirle falan avutamadığım

Bir ömrü savurduğum yoluna

Koşup koşup tutamadığım…

 

Adnan DURMAZ

ÇÖL ISSIZDA GÜL KOKUSU

Filed under: Adnan DURMAZ — admin @ 01:55

ÇÖL ISSIZDA GÜL KOKUSU

 

Hadi yüreğinin en dibindeki yaraları göster bana

Bana en derin kıvrımlarını

Belki istediğin yanıtı veremem sorularına

Belki sözcüklerimdeki gizem

Teselli olmaya yetmez acılarına

Ama paylaşmanın tadını yaşarız birlikte

Sevincin parmak uçlarında kalan tozunu

Acıyı paylaşmanın tuz tadını…

Acının bile tadını almak

Yaşamaktır

Bilirsin bunu…

 

Yıldızsız yalnızlıklarınla yaslan

Çöl ıssız yalnızlıklarımın hasırına

Birbirimizin yüzlerini okuyalım

Yürek çizgilerimizi çözelim susarak

Evet acıyım- yaralıyım- kan içindeyim

Sevinçleri- umutları korumak için

Direnmenin bedeli değil mi senin de acın

Sevdayı ve yaşamı

Sürekli keşfetmenin ataklığı değil mi?

Yalnızlığın senin de…

 

Kimi zaman bilinmeyen bir dinin

Görülmemiş dervişinin akıl almaz sabrını

Bir biz taşıdık…

Kimi zaman tüm dinler kovdu bizi

Sorguladık durmaksızın ne varsa

Dünyayı sonsuzda

Zamanı bir anda

Yaşamı ölümlerde

Sevdada kavgayı sorguladık

Kendisiyle bizim kadar hesaplaşan

Başka bir sorgucu olmadı…

 

Kuşkusuz

Yarın başka bir ayrılıktır bu günden

An andan ayrılıktır

Soluk soluktan

Yarın başka bir rüzgâr savurur seni

Beni başka bir rüzgâr

Derler ki: tüm maceralar

Ayrılıklarla başlar

Gel

Ayrılıklardan söz edelim bu akşam

Susalım

Bizim ayrılıklarımızı sözcükler tanımlamaz

Sözcükler anlatamaz özlemlerimizi

Tıpkı bir dua gibi

Suskun geceler gibi susalım

Susarak konuşmayı biz kadar

Başka kim bilebilir…

 

Bakışlarımızda kavgalar- yenilgiler

Yangın yerleri Fırtınalar

Batan gemiler

Yüzümüzde çizgi çizgi

İnsanlık tarihince yazılan onca keder…

 

Zulanda giz edip gizle yüzünü

Acını coşkularla bastırmak isteyince

Açıp açıp oku bakışlarımı

Tıpkı benim yapacağım gibi

 

Kimi zaman işkencede buluştuk

Kimi zaman zindanda- darağacında

Elbet gene buluşuruz

Belki kavga- belki sevda

Ama mutlaka coşkuda

Yaşamın anlamı coşkuda…

 

Adnan DURMAZ

FISILTILARLA DA OLSA SÖYLE TÜRKÜNÜ

Filed under: Adnan DURMAZ — admin @ 01:54

FISILTILARLA DA OLSA SÖYLE TÜRKÜNÜ

 

Gülüşleri buz sarkıtı

Dürüstlükleri cilalanmış

Kör ıssız dostluklar artığısın

Sirenler gözelenir göğsünün çatalında

Kuduz köpekler uluşur

Yalınkat sevdalar bıkkınısın

Tarazlanmış yanılgılar bezgini

Kırılmış düşler ezginisin…

Karanlığının altından

Korkak sular akar çağıltısız

Sen yalancı aynalarda bir hayal

İşin başkalarını yaşamak gün boyu

Belki de hiç olmadın-ne gerçek ne de masal

 

Ve her akşam

Doğarsın sancılı yalnızlıklara yeniden

Gözlerin bir çift ölü balık keder denizlerinde

Bütün bastırılmış isyanların

Sabır taşlarına keser

Param parça gecelerde…

 

Yüzlerce yıl çağıltıyla beslenen çatal göğsün

Karanlık kuyularda diken büyütür şimdi

Seni irinli sevdaların sokaklarında

Kördüğüm kördüğüm kıvrandıran yalnızlık

Köreltir kırk gözeli pınarlarını

Sığlaşır gidersin kristal aynalarda

Geride bir hayal kalır senden

Kanar ılgıt ılgıt en derin uykularda…

 

Gün gelir bir başkası olduğunu sanarsın

Oysa bu sokaklar

Pas bağlamış namusların mezarı

Karanlığın kaleleri korkuyu korur

İşkenceler

Duvarları çatlamış adaletler

Beyninde örümcek besleyen yetkililer

Harman yanar gibi katledilenler

Tüm bu irinli yaralar içinde

Ağlamasını yeniden öğren

Gerekirse isyan isyan gözyaşlarınla diren

Ve sancılar içinde bir hayal olmamak için

Kristal aynaları kırmayı

Öfkeyle bağırmayı öğren…

Sözüm şu sana gözüm

Soyun yılgınlığın kanlı kürkünü

Nerede ve ne zaman olursa olsun

Zulmü saltanat kılanın tükür yüzüne

Fısıltılarla da olsa söyle türkünü

 

Adnan DURMAZ

AYRILIK RÜZGÂRLARI

Filed under: Güzel Şiirler — admin @ 01:50

AYRILIK RÜZGÂRLARI

 

İçimde bir hüzün var söyleyemediğim

Yalnızlıklar sarıyor her bir yanımı

Belki hasretliğin vereceği acıyı yaşıyorum yüreğimde

Nedensiz ağlamalar doluyor kalbimin tam ortasına

İstesem de vazgeçemiyorum duygulardan

Ama yaşatıyorum çaresizliğin acılarını

Dilimden düşen kelimeler hep zamansızlığı anlatıyor

Zamanın tükenmişliği sarıyor dört bir yanı

Ve birden vazgeçilmeyecek bir duygu çıkıyor ayyuka

Adını koyuyorum yalnızlığın

Sevgi tomurcukları açıyor yüreğimde birden

Ve soluyor içimdeki zamansızlık

Yalnızlık kayboluyor

Mutlu sona yaklaşıyorum beklide

Ama bakıyorum yaklaşılan yine aynı şey

Hasret rüzgârları esiyor her yerde

Sonun sonsuzluğunda ben oluyorum, biz oluyorum

Yine yalnızlıkları koyuyorum yüreğime…

 

Hasan GÜNEŞ

HADİ SİL YÜREĞİNİ

Filed under: Güzel Şiirler — admin 22 Aralık 2008 @ 17:49

HADİ SİL YÜREĞİNİ

 

Tekrar başlasın her şey

Saatleri aşka kuralım yeniden

Atıver acılarını müstakil ayrılıklara

Unut gitsin uzayan gecelerdeki yalnızlıklarını

Hadi kalk gidelim bu yalnızlıktan

Kapatalım kapımızı hüzünlere

Haydi yüzüstü bırak kırılmışlıkları

Akalım dizelere ,şiirleşelim büsbütün

Kaybolalım korkmadan tekrar tekrar

Mısra boylarında arayalım aşkı

Dolu dolu yaşayalım aşkı yüksünmeden

Alalım tozunu yüreklerimizin

Bakalım içimizdeki aynalara yeniden

Sakın kırmayalım aynalarımızı

Yoksa cam kesiği acılarla yaşayamayız

Gel tekrardan aşkımızı çekelim temize

Kırılmıştır kalbin farkındayım

Bilki,bu kırık kalbim yeter ikimize…

 

 

Ersin Gürbüz

KAÇIR KENDİNİ BENDEN

Filed under: Güzel Şiirler — admin @ 17:44

KAÇIR KENDİNİ BENDEN 

 

         kaçır kendini benden

bakışlarım değmemeli bakışlarına

tez elden süpür yüreğinden

benden arta kalan kirleri…

acılarını sat bana

mutluluk sal benliğine

mutlulukla kol kola gir

at beni dipsiz acılara

çıkart beni hayatının her bir yerinden

beni boş ver tutunurum hayatın bir yerine

 

beni aklına düşüren her neyse

aklına bile getirme

aklınsa eğer beni umursayan

at gitsin onu da…

yüreğine işlenmişsem eğer

yırt at yüreğini bitsin her şey

bu şehirse beni sende yaşatan

yıkılsın yerin dibine batsın

şiirse beni unutturmayan

ölsün bütün şairler,kül olsun şiirler

şarkılar anımsatıyorsa halen beni

yakılsın tüm plaklar

kurşuna dizilsin besteler,bestekarlar…

dedim ya beni boş ver

kaçır kendini benden…

 

 

Ersin Gürbüz

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>