Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

YANLIZLIK BENİM YOL ARKADAŞIM

Filed under: Neslihan Güneş — admin 31 Ağustos 2008 @ 02:53

YANLIZLIK BENİM YOL ARKADAŞIM

 

Hiç yalnızlığı olmadı benim yalnızlığımın

Hiç hasret çekmedi tatmadı bensizliği bilmedi

Ben tattırmadım senin bana tattırdığın yalnızlık acılarını

Hep avuttum ben buradayım yaşıyorum seninleyim diye

Aslında ben kendi kendimi avutuyordum yalnızlığım yol arkadaşımdı sadece

Unutulmuşluğa rağmen unutmamaya yeminim var seni

Bedeli yalnızlık olsa da bu aşkın unutulmayacaktı bu yürekte

 

Neslihan Güneş

NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR

Filed under: İlhan Berk — admin 29 Ağustos 2008 @ 02:57

 

NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR

 

 

Ne zaman seni düşünsem

Bir ceylan su içmeye iner

Çayırları büyürken görürüm

 

Her akşam seninle

Yeşil bir zeytin tanesi

Bir parça mavi deniz

Alır beni

 

Seni düşündükçe

Gül dikiyorum elimin değdiği yere

Atlara su veriyorum

Daha bir seviyorum dağları

 

 

İlhan Berk

AŞK

Filed under: İlhan Berk — admin @ 02:57

AŞK

 

 

Sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk

Mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu

Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu

Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler

Nicedir bir pencereden deniz güzel değil

Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.

 

Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar

 

 

İlhan Berk

ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM

Filed under: İlhan Berk — admin @ 02:56

 

ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM

 

 

Üç kez seni seviyorum diye uyandım

Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim

Bir bulut almış başını gidiyordu görüyordum

 

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün

 

Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim

Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum

Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum

 

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün

 

Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım

Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim

Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum

 

Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun

 

İlhan Berk

ÂŞIKANE

Filed under: İlhan Berk — admin @ 02:55

ÂŞIKANE

 

 

Geceye hey dedim Bir bulut beyaz aydınlık

geçiyor ve ben görüyorum Belki yalnızlık

 

Kâğıt gibi bir kadın sana bakıp gülüyor

Demek sen daha güzelsin gökyüzünden artık

 

Sokakları bembeyaz evleri geçiyorum

Bir koşu bir rüzgârı alıyorum Karanlık

 

Bir kenttesin ve var ta ne zamanlardan beri

O zamandan trenler evler geçiyor Kapanık

 

Aşkın ki hiç durup dinlenmek nedir bilmiyor

Aşkın ki anlatılamaz ihtiyar ve yıkık

 

Nice nice yaşamalara açılmışsındır

Nice yaşamalar ki kalmıştır yarım buruk

 

İşte Adakale Sokağındayım ve birden

Benim işte dünya kadar güzel ağzın artık

 

Durup bir yıkık aşk dedim İlhan Berk bir yıkık

aşk Şimdi o şiirlerde senden kalan ancak

 

İlhan Berk

BİR UMUT

Filed under: Cahit Sıtkı Tarancı — admin @ 02:53

 

 

BİR UMUT

 

Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin;

Yitirmişsin neyin varsa birer birer.

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut…

Onlar da neredeyse gitti gider.

 

Dost bildiğin insanların yüzleri

Aynalar gibi kapkara.

Suyu mu çekilmiş bulutların?

Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

 

Taşlara düşen saat gibi,

Ne artı, ne eksi.

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut

Hikâye hepsi.

 

CAHİT SITKI TARANCI

Ağlamak

Filed under: ÖZDEMİR ASAF — admin @ 02:52

 

Ağlamak

Bazı acılarda yetmez

Bazı ölümlere

 

Örtüsüdür bazı acıların

Örter, örtülmez

Savunur bir süre

 

Ağlayanlar sevinmeli

Sevin ağlıyabiliyorsan

Acılar art arda dinmeli

 

Durur bir nöbetçi gibi

Durur bir bekçi gibi

Zamana gülmeli-gülmeli.

 

Sevin ağlıyabiliyorsan

Unutmanın kardeşidir ağlamak

Uyur uyanır yatağında duyguların

Düşüncenin kucağında hep çocuktur

Ağlamak.

ÖZDEMİR ASAF

 

 

 

 

Bizi Bilirsin

Filed under: Yılmaz Erdoğan — admin @ 02:50

Bizi Bilirsin

Avuçla Su İçmeyi

Marifet Biliriz,

Yenilmeyi Bir De

Kendi Sahamızda…

 

Bizi Bilirsin

Saçımızı Islatmayı Fiyaka Biliriz.

Limonla!

Tesbih Yaparız,

Düş Kırıklarından..

 

Bizi Bilirsin

Ağzının İçinde Oturmak İsteriz.

Ve Rutubetin En Yakıştığı Yer Biliriz

Ağzını…

 

Bizi Bilirsin,

Yaşamak Biliriz,

Vademiz Dolduğunda

Avuçlarında Gömülmeyi…

 

 

Yılmaz. Erdoğan

Can İle Canan

Filed under: İsimsiz Şairler — admin @ 02:49

Can İle Canan

Seviyorlardı Birbirlerini,

Belki Arkadaşça Fakat Yıllar Sonra Dönüştü Bu Sevgi Büyük Bir Aşka Canan Seviyordu Canı Çılgınca Sevemezdi Başkasını Ömrü Boyunca can Liseye Başlamıştı. Kaptırdı Kendini Başka Bir Kıza Yıllar Geçti Aradan Canan Bekledi Üşenmeden. Evlenecek Çağlara Geldikleri An Hayaller Kurardı Zaman Zaman. Dediler ki Can Evlenecekmiş. Kız İstemeye Gideceklermiş. Canan Kendisi Sanmış, Süslenmiş Püslenmiş. Sabah Oturmuş Pencereye Geldi Gelecek Diye, Fakat Ne Gelen Var Ne Giden. Canan Şaşırıp Kaldı Öylece, Anladı Kendisi Değilmiş. Yine Şımarık Sevgilisiyle. Nişan Bir Ay İçindeymiş

Başlamıştı Bir Telaş Alışveriş. Canan Fleği Sitem Oluyordu. Her Gece Dua Ediyordu. Gün Geçtikçe Eriyordu. Bu Haline Sadece Onlar Değil Gökteki Melekler Bile Üzülüyordu. Yetti Artık Çile Dönecekse Dönsün Geriye, Dualar Hiç Fayda Etmedi.

Can Geriye Dönmedi. Canan Dan Nikah Şahidi Omasını İstedi. Canan İster İstemez Evet Dedi.

Nikah Günü Geldi Çattı. Arabalar Sokağa Yaklaştı. Can Takımlar İçinde Harikaydı. Bir Bakışı Bütün Vücudunu Sardı.

Canan Hala Umutluydu. Allahtan Sabır Bekliyordu. Can Gözlerini Semadan Ayıramıyordu. Saatler Geçiyordu. Saat Olmuştu 12. Damat Ve Gelin İçeri Girdi Alkışlar Tüm Salonu İnletti. Nikâh Memuru Başladı Sorulara Kızdan, Sonra Sıra Gelmişti Cana. Canan Bakıyordu Canın Ağzından Çıkan Her Satıra, Can Evet Diyerek İnletti Salonu Cananın Ümitleri Söndü, Kimse Kalmadı Salonda Bir Canan Vardı Pencere Kenarında. Bakıyordu Boynu Bükük Onlara, Son Gücüyle Oda Çıktı Dışarıya, Bulutlar Bile Başlamıştı Ağlamaya, Çılgınca Koşuyordu Bilmeden.

Güneş Ağırırken Duyuldu Sela Sesi Dediler, Canan Ölmüş. Tabutun İçinde Bile Bir Melek Gibiydi. Aradan Yıllar Geçti.

Kavgalar Başladı Zaman Zaman. Bir Çocukları Oldu Tıpkı Canana Benziyordu Saçı Gözü Her Yanı, Can Çocuğa Baktığı An Anladı Cananı Sevdiğini Fakat İş İşten Geçmişti. Kavgalar Gittikçe Şiddetleniyordu. Kızı Büyüyüp Serpiliyordu. Sanki Cananın İkiziydi. Allahın Cana Verdiği Azabıydı Bu Can Daha Fazla Dayanamadı Buna Astı Kendini Kuru Bir Ağaca Göçmüştü Oda Öbür Dünyaya. Canan Bekliyordu Onu Cennetin Kapısında Gömdüler Onu Cananın Yanına,

 

Beyaz Bir Zambak Bitiverdi Arada Örnek Olsun Bu Dünyaya

Tüm Sevipte Ayrılanlara…

Yıllar Geçti Zambaklar Soldu. Aynı

Can İle Canan Gibi

Ben sana mecburum, sen yoksun!

Filed under: Attila İlhan — admin 27 Ağustos 2008 @ 17:47

Ben sana mecburum, sen yoksun!

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum, sen yoksun!

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin…

Atilla İlhan

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>