Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

YALNIZLIK

Filed under: Hüseyin Nihal Atsız — admin 31 Ekim 2008 @ 10:28

   YALNIZLIK

Yine akımda bugün sen varsın,

Yine derdinle hayalim hasta.

Bürüsün kalbimi derdin sarsın;

Bir ümit var bu tükenmez yasta.

 

Bir yaram var! Ona merhem vurman,

Bir hayaldir ki gönülden taşıyor.

Ayırırken bizi yollar ve zaman,

Sana kalbim daha çok yaklaşıyor.

 

Nerde bilmem o geçen günlerimiz?

Artık onlar yeniden gelmeyecek.

Nerde kırlar, uzayan yol ve deniz,

O öten kuş, o güzel pembe çiçek?

 

Göklerin ziyneti mes’ut kuşlar

Ötüşürlerdi yağarken yağmur.

Şimdi onlarda melul olmuşlar,

Çünkü artık ne ışık var, ne de nur.

 

Dinledik rüzgarı sessiz sesssiz

Okuyorken bize bir gamlı kitap.

Suya çizmişti gümüşten bir iz,

Yükselirken gece dağdan mehtap.

 

Şimdi hülyaya gömülmüş ölüyüm;

Ne gelen var, ne giden var, ne soran.

Iztırap yaylasıyım gam çölüyüm;

Esiyor sadece gönlümde boran.

 

Bir hayal alemi ardında; uzak,

Sisli iklimlere sürdüm, gittim.

Varlığım burda sönüp kaybolacak…

Belki ben şimdiden öldüm… Bittim…

 

Hüseyin Nihal Atsız

                                                                             

GERİ GELEN MEKTUP

Filed under: Hüseyin Nihal Atsız — admin @ 10:27

GERİ GELEN MEKTUP

 

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

Pervâne olan kendini gizler mi alevden?

Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…

 

Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;

Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;

Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan

Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse…

 

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,

Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,

Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,

Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;

Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.

Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh’ın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,

Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

 

Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,

Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…

Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,

Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.

Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,

Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

 

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,

Tek bendeki volkanları söndürse denizler…

Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma “Kaabil”;

İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil

Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.

Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

 

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.

En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.

Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,

Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!

Hüseyin Nihal Adsız