Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

YAŞAMAYA DAİR

Filed under: NAZIM HİKMET — admin 31 Ekim 2008 @ 10:38

YAŞAMAYA DAİR

  Yaşamak şakaya gelmez

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde

hiçbir şey beklemeden,

     yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

             Yaşamayı ciddiye alacaksın,         

yani o derecede, öylesine ki,           

          mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

    yahut kocaman gözlüklerin,

               beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

                                    insanlar için ölebileceksin,                                 

                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

                        hem de en güzel en gerçek şeyin                 

                                  yaşamak olduğunu bildiğin halde.                          

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

                                                                                     

 

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

yani, beyaz masadan,

              bir daha kalkmamak ihtimali de var.

Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini

biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,

hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,

yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz

                                en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,

                               diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün

                           yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.

Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,

                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz

                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,

yaşımız da elliye yakın,

daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.

Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,

insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla

                                    yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım

          hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…

                                                                    

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

                       hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,

                       yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

“Yaşadım” diyebilmen için…

 

Nazım HİKMET

BİR FOTOĞRAFA…

Filed under: NAZIM HİKMET — admin @ 10:24

BİR FOTOĞRAFA…

Karşımdasın işte…

Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.

Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.

Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.

Tıkandığım o an,

elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,

aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.

 

Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.

Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.

 

Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,

bitti artık hepsi…

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.

Bakış açım belli oldu yine.

Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.

Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.

Dağlara çarptım her esişimde.

Yollara küfrettim her gidişinde.

 

Demiştim sana hatırlarsan:

“Önemli olan

‘zamana bırakmak’ değil,

‘zamanla bırakmamaktır…”

Şimdi bana, geçen o zamanın

Unutulmaz sancısı kalır.

 

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?

Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…

 

                Nazım Hikmet

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Filed under: NAZIM HİKMET — admin 08 Ekim 2008 @ 12:24

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
 NAZIM HİKMET

ANLAYAMADILAR…

Filed under: NAZIM HİKMET — admin 14 Eylül 2008 @ 11:08

ANLAYAMADILAR…

 

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim

Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda…

Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..

Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik

ANLAYAMADILAR…

 

Nazım Hikmet

TAHİR’LE ZÜHRE MESELESİ

Filed under: NAZIM HİKMET — admin @ 11:05

TAHİR’LE ZÜHRE MESELESİ

 

Tahir Olmak Da Ayıp Değil Zühre Olmak Da

Hattâ Sevda Yüzünden Ölmek De Ayıp Değil,

Bütün İş Tahirle Zühre Olabilmekte

Yani Yürekte.

 

Meselâ Bir Barikatta Dövüşerek

Meselâ Kuzey Kutbunu Keşfe Giderken

Meselâ Denerken Damarlarında Bir Serumu

Ölmek Ayıp Olur Mu?

 

Tahir Olmak Da Ayıp Değil Zühre Olmak Da

Hattâ Sevda Yüzünden Ölmek De Ayıp Değil.

 

Seversin Dünyayı Doludizgin

Ama O Bunun Farkında Değildir

Ayrılmak İstemezsin Dünyadan

Ama O Senden Ayrılacak

Yani Sen Elmayı Seviyorsun Diye

Elmanın Da Seni Sevmesi Şart Mı?

Yani Tahiri Zühre Sevmeseydi Artık

Yahut Hiç Sevmeseydi

Tahir Ne Kaybederdi Tahirliğinden?

 

Tahir Olmak Da Ayıp Değil Zühre Olmak Da

Hattâ Sevda Yüzünden Ölmek De Ayıp Değil.

 

Nazım Hikmet Ran

 

Seni Düşünmek

Filed under: NAZIM HİKMET — admin 27 Ağustos 2008 @ 17:02

Seni Düşünmek

 

Seni Düşünmek Güzel Şey,

Ümitli Şey,

Dünyanın En Güzel Sesinden

En Güzel Şarkıyı Dinlemek Gibi Birşey…

Fakat Artık Ümit Yetmiyor Bana,

Ben Artık Şarkı Dinlemek Değil,

Şarkı Söylemek İstiyorum…

Nazım Hikmet

Kapıları çalan benim

Filed under: NAZIM HİKMET — admin 14 Temmuz 2008 @ 08:32

Kapıları çalan benim

kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem

göze görünmez ölüler.

 

Hiroşima’da öleli

oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım,

büyümez ölü çocuklar.

 

Saçlarım tutuştu önce,

gözlerim yandı kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

külüm havaya savruldu.

 

Benim sizden kendim için

hiçbir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

kâat gibi yanan çocuk.

 

Çalıyorum kapınızı,

teyze, amca, bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin,

şeker de yiyebilsinler.

 

NAZIM HİKMET

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni

Filed under: NAZIM HİKMET — admin @ 08:31

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni

Bir Mavi Kumaşın Üstünde Unutulmuş Olan Elin Ve Saçlarında

Vakur Yumuşaklığı Canımın İçi İstanbul Toprağını…

İçimde İkinci Bir İnsan Gibidir

Seni Sevmek Saadettir…

Parmaklarının Ucunda Kalan Kokusu Sardunya Yaprağının

Güneşli Bir Rahatlık

Ve Etin Daveti

Kıpkızıl Çizgilerle Bölünmüş

Sıcak Koyu Bir Karanlık…

 

 

NAZIM HİKMET

SİZİ SEVİYORUM PİRAYE HANIM

Filed under: NAZIM HİKMET — admin @ 08:30

SİZİ SEVİYORUM PİRAYE HANIM  

 

Yıldızlar yandı

Sizi seviyorum.

Gece uyandı

Sizi seviyorum.

İki yüreğimiz iki insandı

Sizi seviyorum

Bizden aynı iki insan.

Ne kadar benziyorlar size

Ne kadar benziyorlar bana

Ne kadar bize benzemiyorlar.

Bizden iyi

Bizden çocuk

Bizden cesur.

Biz yüreklerimizden çok akıllıyızdır,

Hesaplı

ve fitne fücur.

Şüphe eden biziz, inanan biz,

İhtimaller ve korkular bizim içindir

Hasret bizim için.

Ve hattâ biziz ağlayan ve gülen.

Yüreklerimize bühtan etmeyelim,

Sevmekten gayrı şey bilmez yüreklerimiz.

 

Gözümün nuru canım sultanım

Sizi seviyorum,

Piraye Hanım

Sizi seviyorum.

 

 

NAZIM HİKMET RAN...

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN

Filed under: NAZIM HİKMET — admin @ 08:29

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN

VE HANIMELLERİ

 

O Mavi Gözlü Bir Devdi.

Minnacık Bir Kadın Sevdi.

Kadının Hayali Minnacık Bir Evdi,

Bahçesinde Ebruliii

Hanımeli

Açan Bir Ev.

 

Bir Dev Gibi Seviyordu Dev.

Ve Elleri Öyle Büyük İşler İçin

Hazırlanmıştı Ki Devin,

Yapamazdı Yapısını,

Çalamazdı Kapısını

Bahçesinde Ebruliiii

Hanımeli

Açan Evin.

 

O Mavi Gözlü Bir Devdi.

Minnacık Bir Kadın Sevdi.

Mini Minnacıktı Kadın.

Rahata Acıktı Kadın

Yoruldu Devin Büyük Yolunda.

Ve Elveda! Deyip Mavi Gözlü Deve,

Girdi Zengin Bir Cücenin Kolunda

Bahçesinde Ebruliiii

Hanımeli

Açan Eve.

 

Şimdi Anlıyor Ki Mavi Gözlü Dev,

Dev Gibi Sevgilere Mezar Bile Olamaz :

Bahçesinde Ebruliiiii

Hanımeli

Açan Ev..

NAZIM HİKMET

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>