Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

SEN BENİM DENİZ FENERİMSİN…

Filed under: Aydın Öztürk — admin 03 Ocak 2009 @ 01:15

SEN BENİM DENİZ FENERİMSİN… 

 

         Sen Benim Deniz Fenerimsin

Dalgalar Alsın Beni

Sen Orda Kal

 

Emzikli Bir Bebek Gibi

Koparıp Aldılar Kollarımdan Seni

Gözlerimi Yıkılan Gözlerinden,

Koparıp Aldılar.

Sesine Yasak Koydular Bakir Tellerde,

Aramıza Yollar Koydular, Uçmuş Köprüler.

Ne Zaman Kapımdan Geçse,

Sokağım Üzgün Bir Postacıya Ağlıyor.

 

Geceydi. Fenaydım. Üstelik Yaralı.

Bütün Işıkları Sönmüştü Kentin.

Kırbaç Gibi Döven Soğuk Yağmurun Önünde,

Ben Ve Cigaram Yalnızdık.

İçim Simsiyah Bir Vurgundu,

İçim Ateş Üstünde,

İçim Ateş Üstündeki Katran Kazanları.

 

Geceydi. Fenaydım. Üstelik Yaralı.

Tütünden Sararmış Parmaklarımı,

Soğuk Bıçak Gibi Kesiyordu Rüzgâr.

Bir Elim Üşüyordu,

Bir Elimi Açıkta Bıraktım Gene De,

Gelir De Tutarsın Diye.

 

Şimdi Hangi Meyhane Avutabilir Beni,

Hangi Şarabin Kırmızısı,

Söndürebilir İçimi.

Dolu Dolu Agular İçsem,

Hangi Azrail,

Senden Önce Alır Canimi.

 

Ay Barut Yüzünü Yırttı Bulutların,

Kaldırımdaki Sulara Düştü.

Yüzün Kaldırımdaki Sulara Düştü.

Eğilip Aldım Yüzünü, Eğilip Sevdim.

 

Haydi Sıkıysa Paranın Kantarında,

Sevgiyi Tartanlar,

Hayaline De Koysunlar Yasağı.

 

Geceydi. Fenaydım. Üstelik Yaralı.

Bütün Işıkları Sönmüştü Kentin.

Kırbaç Gibi Döven Soğuk Tu Yağmurun Önünde,

Ben, Cigaram, Bir De Kolumda Hayalin…

 

Aydın Öztürk

Bir Sevgi Kırılmasıydı

Filed under: Aydın Öztürk — admin 14 Temmuz 2008 @ 08:45

Bir Sevgi Kırılmasıydı

 

Her Adımda Pul  Pul Çözülen

Paslı Kapıların Gıcırtılarıyla Geçiyorum

Ardım sıra Yıkıntılar Sürüyerek Sokakları

Soluğumda Duman Acısı, Vantuzlar, Avcı Fakları

Çekiliyor Damarlarım, Ellerim Soğuyor, Gözlerim Aklarda

Görüp Göreceğim Son Yağmur Sağanağı Mı

Yüzümdeki Bu Islak Serinlik

Boğuluyorum Yalanların Emzirdiği Cam Fanuslarda

Korkarım Ki Kimselerde Görmeyecek

Asfaltlara Yıkılıp Kalışımı

Bir Bağırabilsem, Çırpınmasam

Kıyıya Atılmış Balıklar Gibi

Dönsem Derin Sularıma

Dönsem Diyorum

Dört Bir Yandan Çoğalıp Yüzüme Çarpıyor

Duvarlardan Yıllar Önce Silinmiş Sloganlar

Bedeni Kurşunlarla Doldurulmuş

Bir Ölü Doğruluyor Kıyısında Anıların

İncinmiş Bakıyor

Mendireklerde Dalgalarca Kırılışıma

Gök Gürlemeleri Düşüyor Aramıza

Sabahı İkiye Biçiyor Sesi

Postal Seslerinin Yankılandığı Gecelerde

Birlikte Yazmadık Mı Diyor

Silinmiş Bütün Sloganları Göstererek

Beni Vurmuşlardı

Ardından Kurşunlarla Sense Firari

Duvarlar Kanıyor

Kanıyor Yapraksız Dalları Ağaçların

Gökyüzü Kanıyor, Bulutlar, Kuşlar

Billurdan Kırmızıya Dönüyor Yağmur

Rüzgar Kanıyor

Visaldi Kemanlarını Silerek Sokaklardan

Kan, Kanıyor

Dağılıyor

Soluğumda Duman Acısı

Vantuzlar

Avcı Fakları

Ey Umut

Utandırma Beni

Serme Yorgun Dalgalar Gibi

Keskin Çakıl Taşlarına Sendeleyişimi

Bir Sevgi Kırılmasıydı

Bir Boran

İzlerimi Silen Tipi

Üzülmüşğümle Göz gözeyken

Bakma Öyle

Yanaklarımda Acıyor

Gözlerinin Sıcak İzi

Ey Umut

Utandırma Beni

Yüzümü Gölgeler Gömerek Kaçmadım

Utançlar Çizilmedi Ömrüme

Hep Bir Sarmaşıktım İnsan Uçurumlarında

Tuzla Sulanan Toprakta

Yeşeren İnat

Yılgısına Çekerken

Durgun Sularda Soldurmadım Şıvgınlarımı

Hep Bir Patlayışın Ardından

Zifir Geceye Atılan Kıvılcımdım

Sesimden Önce

Bir Sevgi Kırılmasıydı

Bir Boran

İzlerimi Silen Tipi

Üzülmüşğümle Göz gözeyken

Bakma Öyle

Yanaklarımda Acıyor

Gözlerinin Sıcak İzi

Ey Umut

Utandırma Beni

Kuralsız Bir Sevgi

Umudumu Dayoracaksa Eğer

Bir Çift Kumrunun Sarılışını

Bağrıma Bastırır Gibi

Ayrılıkta Yakışır Bana

Yaralı Ceylan Ürkekliğiyle Ovada

İsyanlarımı Saklayıp

Kırarcasına Dişlerimin Sızısına

Dağların Yolunu Tutmakta

Kuralsız Bir Sevgi

Umudumu Da Yoracaksa Eğer

Bir Çift Kumrunun Sarılışını

Bağrıma Bastırır Gibi

Bir Kavgada

Ayrılıkta Yakışır Bana.

 

Aydın Öztürk

Çığlıklar Bileklerimi Kesmezdi

Filed under: Aydın Öztürk — admin @ 08:44

Çığlıklar Bileklerimi Kesmezdi

 

Yılları düşünmezdim önceleri

Dönüp duran mevsimleri.

Koşmak bilyeli kaydırağımın sırtında,

Simsiyah asfaltta kayan mağrur çocukluğumdu.

Yaprakların sarısı hüzündü belki,

Ayaklarımın altında incinen.

Sarının titrek sesine,

Sokulup sarılmazdım önceleri.

Çiçeklere üzülmezdim, solacaklarına.

Avuçlarımı yakmazdı kopardığım sümbüller.

Şubatta günün,

Saçaklarda kılıç gibi sarkan buzunu,

Gecelerime yakıştırmazdım, uykularıma.

Nar gibi köpüren sobanın kollarında,

Daha duymamıştım,

Bir insan yenilgisi olduğunu soğuğun.

Eskiden içim üşümezdi ağustosta

Misafirliğe giderdi ölenler, beklerdim.

Her şey inandığım bir gülüş kadar sıcaktı.

Güneş kızgın kızgın eşinirken önceleri,

Damarlarıma kutuplar yürümezdi.

Çığlıklar bileklerimi kesmezdi,

Kanımla yazmazdım duvarlara veda mektubumu

Eskiden sadece leylekler göçerdi, turnalar.

İçim katarların geçişini beklemezdi göklerde

İçim kuşlara karışıp gitmezdi.

Limanlar yaşlanmazdı gidenlerin ardından.

Yollar uçurumlardan düşmezdi.

Önceleri, unutmak ölmekten daha uzak değildi.

Önceleri, kararan bir kent akşamına

Sokak lambaları gibi serpilmezdim.

Yalnız kalmazdım sokak lambaları gibi.

Sesime tellerin feryadı göçmemişti daha,

Önceleri çocuktum.

 

Aydın Öztürk

 

 

Nasıl İsterdim

Filed under: Aydın Öztürk — admin @ 08:41

Nasıl İsterdim

 

Nasıl isterdim

Hafif bir rüzgârla

Sızlarken sokakları

Yağmur altındayken

Sislerle silinmişken uzak ışıkları

Nergislerden süzülüp gelen

Yankısız iç çekişlerimi

Bu kente anlatabilmeyi

Böyle yağmalanmış

Böyle gülümsemesiz

Böyle korunaksız

Kalışını yüreğimin

Bir gizini daha aralamıştım insanın

Saklısında kımıldayan yanını

İnsanin insana ettiğiydi tarih

Oydu en kıyıcısı

Oydu güllerce kokan

Bir güneş gibi ısıtan içimizi

Koyup giden

Ardında ağlamaklı yaralar açıp

Oydu duvarları delip kucaklayan bizi

Bilirdim

Ne çok sıcaklık dokunaksız kalmış

Ne çok çığlık yankısız

Eriyip binlerce sese bölünerek

Bir ben incinince mi

Sırtımı dönüp yaşama

Alıp başımı gidecektim

Bağrıma basıp bu sevdayı ağıtlar gibi

Başka ilk ilimlere yatırmak menzilimi diyorum

Hükmü sabaha varmıyor içimden geçenlerin

İncelip kırılıyorum en dokunaklı yerimden

Yoruluyor kanatlarım daha ilk şafakta

Soluksuz düşüyorum

Bir taş atımı uzaklıklara

Bir azeri ezgide

Ellerin çizerek havayı zarifliğince

Parmak uçlarında kayıp geçiyorsun

Islak gözbebeklerime basarak beyazlar içinde

Zılgıtların uzuyor yankılarda ufuklar boyu

Al bir mendil sallıyorsun bükülüp kıvrılarak

Halay başısın omuz başımda

Yüzünde ekmeğini sınırsız bölüşmenin

O rahatlatan, bulaşkan güzelliği

Söyle nasıl çekip giderim

Yalnız kollarımla değil

Gözlerimle de

Sesimle de kucakladım seni

Yürek bu

Ne etsen faydasız

O hep eşkıyandır kuşatmalı dağlarda

Duysan da bir kayalıkta vurulduğunu

Aysız gecelerin birinde

Kaldığını subaşlarında

Fitilsiz yaralarca kanadığını

Umarını rüzgârlara yazdırıp

Gövdenle can taşıdığındır

Yüzünü döndüğündür

Günebakan sarılığınca

İnsansın

Anla işte

Bir mum alevi de olsan

Boyunca eksilirken

Çoğalmak değil midir yandığın

 

Aydın Öztürk