Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

Kendine Yasaksındır, Anlayamazsın

Filed under: Abdullah Oral — admin 01 Eylül 2009 @ 01:44

Kendine Yasaksındır, Anlayamazsın 

 

 Ne zaman sonu gözükse______

____________ varışı olmayan yolun

Yüreğim yıkık bir ömrün hesabında kalır

Anılar dizilmiş pencereye, ağırdan yol alır

Hasrete sızlanır gözlerimde_

___________ dumanı köyün

 

Yüküm ağır yollar sancılı,

Umut yarına kaygılı___

____________ zaman endişe içinde,

 

Dünden yorulmuş özlem kalır Yarına __

____ki dağlarda iflah olmaz__

____bir yürek yangını,

 

Hangi yılın hangi ayındadır bilinmez_ zaman,

Kendine yabancısındır__

____________ doyduğun yerde.

 

Makine dişlilerinde döner durur avuntular,

Ve kendine yasaksındır________

Boğulmuş izmaritlerden çekersin avcıyı yüreğe,

 

Sil baştan edemesin gayrı ömrü,

Zaman, dar saniyeler, sıkıştırır yüreğini,

O zaman anlarsın işte___

___ senin sana ne kadar yasak olduğunu,

 

Durulmayı bekleyen duygular__

__vurur öfkeni yüreğinin kıyılarına,

Kimseyi bulamazsın ____

________derdini anlatacak kendinden başka-

Oysa sen kendine yasaksındır__

__gerçek yüzün vurulmuş sokaklarda..

 

Son mısrası:

Henüz yazılmamış şiirlerde saklıdır isyan,

Keşke, bir daha dinleye bilseydin yüreğini,

Yarım kalmış pişmanlıklarla __

_________örtüşürken duygular.

 

Dedim ya ne zaman sonu gözükse yolun

Hazin bir ömrün hesabına düşer dilim

 

Sen durursun

Senin için zaman durur

Akrep, yelkovanı kovalamaya devam eder,

Bir yarım kalmışlığa daha___

_____________ kapanır iken gözlerin.

 

İlk nefeste yaralanan__

______ bir sigara kadar bir şeydir ömür.

 

İlk nefeste boğulur yalnızlığın___

__ardından tutuşur gurbet türküleri,

İçinde inceden bir samanlık yangını__

__ yavaş yavaş çoğalır_

___ ki rüzgârlar seni savurmadan_

______anlayamazsım geriye kül kaldığını,,,,,,,,,,,,,,,

 

Abdullah Oral

Karanlıklar Sızı Verir Sesime

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:42

Karanlıklar Sızı Verir Sesime 

 

 üzsüz karanlığa salsam sesimi

Şerefsizler kızı verir sesime

Desem pazarında sattın sen beni

Ecelimi yazı verir sesime

 

İçimdeki isyan buluyor arşı

Can satıyor gayrı can veren çarşı

Dağlar komplo kurar geceye karşı

Karanlıklar sızı verir sesime

 

İt oğlu it gelip bakmaz aslına

Kurtlar kuduz olmuş yürür üstüme

Canavarlar girmiş koyun postuna

Dağlar taze kuzu verir sesime

 

Zulüm acımasız hüküm sürüyor

Sular koyağından taşmış yürüyor

Öfkem içten içe yanıp eriyor

Dağlar içte gizi verir sesime

 

İnsanlığı soyan karamı ak mı?

Vurguni’yim sofu bir yolu yok mu?

Sordum bunca zulüm insana hak mı?

Mezarımı kazı verir sesime

 

Abdullah Oral

Hayat Limanından Demir Aldı Ömür

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:41

Hayat Limanından Demir Aldı Ömür 

 

 Ne zaman adın düşse dilime, ayaklanır içimde mavi.

Salarım yüreğimi başıboş zamanlara,

Yosun kokulu sahillere tutsak arzular,

Sürgündür hasret döktüğüm denizlere,

Ki, çaresizce sürüklenir, sularında sana yorgun bedenim,

Boğulurum, özlemlerin derinliğinde / hasret denizinde.

 

Anılarımla yüzleştiririm / gecenin çığlığına sararken yalnızlığımı

Ki kışkırtır içimde özlemleri martı çığlıkları,

Yüreğimin kıyısına çarpan dalgalar / alır getirir bana kokunu

Fırtınalı denizlerde / varır umudu kumsala demirlerim.

 

Dört mevsim nehirler geçiyor düşlerimin deltasından

Yüreğime vuruyor yüzümdeki yağmur bulutları,

Hesapsız sularda gezinir serseri ayaklarım,

Ki takılır avare martılara.

Her gün, bir başka kıyıya atar beni, yoksulluğum..

 

Ne zaman deniz düşse aklıma / sürükler beni duygular,

Derinlerimden esen rüzgârdan anlarım-

__ yunusların benim için ağladıklarını.

Sonra vururum kendimi sokaklara,

Kül rengi akşamlar da çiseleyen yağmura inat

Aydınlanır ümitlerim, usumda boğulur iken aykırılık..

 

Ey mavi deryasına sevdalandığım hayat,

kaç kaçamak öpüş düşledim sularında bir bilsen..

Bütün sevgilerin harareti sensin / ellerinin sıcaklığı üşür yüreğimde

Gümüşe çalan kıyılarında / meneviş rengi duygular ıslanır gözlerimde_

Dilimde henüz kavuşulamamış bir özlem türküsüdür, şiir.

 

Şimdi genzi yakan nem kokusunda,

Karnını yarıp yüreğini çekmek vardı¬¬

¬¬¬¬Bir kuşluk vakti ağlara….

 

Uçurumlarına ağıtlar yazdığım / denizler çarpıyor yüreğime,

Anılardan süzülüp gelen güvercin güzelliğinde,

Vurur göğsüme dalgalar da / dağılır içime sızın.

Ardından ılık bir yel eser inceden,

Yosun kokar esinti martı kanadından süzülürken..

 

Denizin kızıllığından bilirim iş dönüşü akşamları

Serin sularında maviye kulaç atmanın düşleri,

Nasılda sevdanın sancısına düşürür yüreğimi bir bilsen..

Gayrı hayat limanından, demir aldı ömür / ki nereye varır bilinmez

Şimdi bir el sallamak kaldı bana / bizden uzaklaşan teknelere…

 

Abdullah Oral

Gülüşlerinde Tutuşur Yarınlar, Anne

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:40

Gülüşlerinde Tutuşur Yarınlar, Anne 

 

 İnanılmaz bir aşkla sarıldım gülüşlerine

On dördümde, demir düktüm potalarına, sevincin

sana oğul tadında günler yaşatmak için anne

Yeni oyunlara takılı, kırk beşinde hala çocuk elim

Hep acıya, kedere mi, açılacak kapılar anne.

 

Soğuk tutmuyor nakışız tahta kapılar

bilirim anne, gözlerine perçinli rüzgâr

yokluğun yalnızlıklarını düşürür Gecelere

Umuda sürgün gözlerinden, sızar aydınlığım

ondandır, yüreğimin naçar kalışı şafaklara, anne.

 

Yer yok içimde köle ruhlulara

Bakışlarının karasından dererek umudu

Görünmeden kayıp gider yüreğim

saçlarındaki kıprayan yıldızların içinde

Gülüşlerinle tutuşur yarınlar anne.

 

Gülüşüm: acıları unuttuğumdan değil

Yüreğimin karanfil bahçeleri açar zemheriye

Çağımın kokuşmuş soluğu var ensemizde

utanır zorbanın karanlığı ateş ezemez beni

Bilenmeliyim yeniden çeliğin şafağına anne.

 

Yüreğime kurşunlar dökerdim anne

Söküp alabilseydim”,içindeki kanser ağrılarını

Tırpanlandı umudun, gonca gül veren dalları

İçimde büyüdükçe büyür mavilere özlem

Savursan saçlarını hani şöyle yüreğimin kumsalına-

Gülüşlerinden yıldız toplasam yarınlara canım anne……

 

Abdullah Oral

Hangi Kalem Yazabilir Ki

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:38

Hangi Kalem Yazabilir Ki 

 

 Hangi kalem yazar ki

İçimdeki hüzünle çatlayan gökleri

Bir damla gözyaşında savrulan Nehir

Çarpıyor yüreğimin kıyılarına, Anne.

Boğuluyor dudağımda sözler.

 

Şimdi çaresizliğine, çare olmak vardı-

Her nefes alışında, acılarını bölmek,

Delicesine çırpınmak vardı, kalbinin derinlerinde.

İlk günün sıcaklığında/ öpmek vardı gülüşlerinden.

 

Hangi kalem yazabilir ki içimdeki fırtınayı

Simdi dizlerine yatmak vardı, Anne

Güzlerinden yüreğine inmek

İlkbahar misali nefesine tutunup-

Akmak vardı ılık ılık damarlarında.

 

Sensiz gözlerimden yüreğime inen acı.

Sızılı nehirler gibi akarak damarlarımda,

Hesapsızca dökülüp gidiyor derinlerime.

 

Hangi kalem yazabilir ki

Gözlerimden savrulan bu amansız suları

Şimdi yurdunda sürgün yaşamaktan, uzak

Hasret damıtan, bir damla gözyaşı olmak vardı.

 

Kaç yıldır öylesine yorgunum ki ana kucağına

Başımı göksüne koyup, duymak ana kokusunu

Gözlerinde korsansız denizlere yelken açmak-

Ve güneşli günleri yaşamak vardı,

Gelecek günler adına.

 

Türkü tadında bir yaşam düşlerken-

Ayrılığın kör duvarları çekildi önümüze.

Hayal oldu bitimsiz kavuşmalar,

Ve bir daha dönmemek üzere-

Yelken açtı Annem uzaklara.

 

Oysa ne baharlar düşlemiştim/ gülüşlerinde Annemin

Şimdi sonbahar rüzgârlarına kapıldık, savruluyoruz

Hüküm giydik imkânsızlıklara…

 

Abdullah Oral

Buz Tutmuş Acı

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:35

Buz Tutmuş Acı 

 

 Sıkı sıkıya sarılmış avuçlarında

Sabaha sakladığı umutlarına.

 

Şimdi kaç çocuk bombalar altında

Yolcusu uzak düşlerin

 

Gecesi buz tutmuş yarınlar üşümesin diye

Gecenin bir saati

Başlarlar kanlarını emzirmeye toprağa

süt kokan dudakların aleviyle ateşlenir toprak.

 

Serçe yüreği sıcaklığında

bakışlarıyla

Sararak dünyayı

Yorgun kirpikleri dökülüverir

Uykusuz vurulmuş gözlerin üstüne

 

Duvarları gölgelenen şehirler

Küflenmiş kokularını yayar-

Buz tutmuş acıların.

 

Şimdi Yarım kalmış oyunların kör ebe zamanı

Dünya çoktan düşmüş defterinden

Irakta öldürülen çocukları.

 

Abdullah Oral

Bakır Çarığı Düşler

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:33

Bakır Çarığı Düşler 

 

 Ey sürgüne hüküm giymiş hayat.

Güzlerime çekilen efkâr

Haydi, dökül pınarlarından gözlerimin.

Yık gel kıyılarını ki, gayrı paslansın mazgal,

Yıkılsın kör duvarları esirliğimin.

Baksana kuşatılmış sevdalarla çalar, duvarların rengi.

 

Az sonra saçlarımın tedirginliğine konacak, ak

İçime dön deriyorum, gözlerim bana uçurum.

O kadar uzak kalmışım ki ben benden.

Şarkıları susmuş bir hayat gezinir tenimde

Yırtıp gecenin rengini şiirlere/

Bakır çarığı düşleri kanatarak

 

Sesimi içimde unuttuğumdan/ dağıldı yüreğime efkâr

Sokaklar hüzün demlenir/ kaldırımların sensizliğine.

Şiirleri yasak bir kadının dilinde vurulmuş türküm

Attığım her adımda arşınladı beni ödünç sancılar

Haydi, çırıl çıplak dökül gayrı gözlerimden

Sürgüne hüküm giymiş ey yüreğim.

 

Kendimden uzaklara baktığımdan-

Göremedim içindeki dağ yangınını.

Baksana solmaya hüküm giymiş yaz gülleri

Ömrü mazgallarına takılmış esaretin adı gönlümde.

Gayrı yoruldum/

Çalıntı bir hayatın ardından koşmaktan,

Sakın ha aldanmayın içimdeki sessizliğe.

Hala şairi vurulmuş türküler kanıyor dilimde…….

 

Abdullah Oral

Geceye Astım Gözlerimi

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:30

Geceye Astım Gözlerimi 

 

 Gözlerine

Kan kızılı ufku düşmesin akşamın

Bir ateş alırki yüreğini

Gayrı yangın yeridir bedenin

 

Güllere yakılan türkü çoğalır

Kırlangıç ayazı sağanak altında

Aşk doğuran,sevgi büyüyen kollarında.

 

Kaçkez bekledim

Yatırıp boynumu baltasına aşkın

Ipimi çekmesini sevdalımın.

Ya kabul etmezse diye sevdamı, sevdalım.

 

Varlığın keşfdelmemiş imgelerini topladım

En sevecen en insancıl yerinden

Sonra kipriklerimden astım gözlerimi

girişine odamın

Muson yağmurları silmesin diye

izlerini aşkımın.

 

Ve her damla düşergibi tavlanmış çeliğe

Süzülürken yanaklarımdan.

Yokolup gidiyordu kendi varlığında.

Suların akışkanlığı.

 

Hiç dinmeyecek fırtına düşledim

Ateşine yandığım gecede sevdanın

kac bahar vardır ömründe insanın

Çağların üstüne sevgi çişeleyen..

 

kaç gece kanattım nehir yataklarını

sensizliğin acılarını çizdim bir bir

geldiğinde ayaklansın diye yüreğim…

 

Abdullah Oral

Gece Sinmiş Gülüşler

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:28

 Gece Sinmiş Gülüşler 

  Hasretin dağlar iken yüreğimi

Yeni kâbuslara uyandım

Gece sinmiş gülüşlerinle,

 

Sensizlik alabildiğince uzanmış kollarıma,

________dudaklarımda,_______

__ Bitimsiz hasret şiirleri, aşka dair

 

Gözlerinde uzak iklim yağmurları,

Her damlada /dudaklarıma sen düşüyorsun

Yorgun sabahlara uyanıyorum, sırım sıklım.

 

Alabildiğince uzanır ufuklara sensizlik

Geceden kalan düşlerden sıyrılarak,

Bir hasretin kalır içimde şiir yangını

Birde türküler kanar sazımın telinde.

 

Hasretten arınmış sabahlar düşlerim_

_____________Şafak kızıllığında,

Seni, içimde bulurum/_____

___ellerim tutuşur iken ellerinde,

Sözlerin alevlendiği yerde___

__ başlar başımda tütmeye sevdan…..

 

Ki bedenim şimdi ölüm yorgunu

Ellerim kırık sensizliğe

Gözlerimdeki hüzün________

___mavisini yitirmiş denizlerin.

 

Kıyılarını dövmekten yorgun_____

_________________ nehirler misali

___yarım kalmış şiirler alazlanır dudaklarımda,

 

Orman yeşilinden yoksun_

_________Dağlar çiçeğinden

İçimde henüz söylenmemiş bir ezgi_

________Notaları sende saklı kalan,

 

Şimdi:

Gece sinmiş gülüşlerinden______

_________ öpmek istiyorum seni.

Uzatıyorum bakışlarımı sensizliğe,

Dağ rüzgârlarından/ koklayarak nefesini_

______Bir Nehir misali doluyorsun içime.

 

Her gelen gün sensiz/ ayrı bir kedere gebe

Sana saklı sevinçlerim __

_________hala ıslak erlilerimde

Yokluğunun arsız sızıları_____

______Derinlerinden büyüyen çığlık,

Ki, yüzü kızarmış şafaklara suluksuz düşen…..

 

Yine sensizliğe uyanıyorum/ bu sabah

Gece sinmiş gülüşlerinden öperek…..

 

Abdullah Oral

Gidersen Nefesim Tutsak Düşer

Filed under: Abdullah Oral — admin @ 01:14

Gidersen Nefesim Tutsak Düşer 

 

 Alıp gidiyorsun demek başını

Elveda bile demeden

Ya bu içimdeki fırtınayı

Kim dindirecek gidersen.

 

Tutmasam gözlerim yoluna dökülecek

Yine arzular alevlenecek ardından

Solacak sana açılan çiçekler

Ya bu ateşi kim söndürür gidersen.

 

Gidersen

Nefesim tutsak düşer dağların rüzgârlarına

Bir esintiye kapılır ki gözlerim

Bu rüzgâr benim ateşimle seni yakacak

 

Yanımdayken dinliyorum sensizliği

Yıldızlar kayıyor ufkumdan

Acık mavisine karışıyorum göklerin.

Gidersen yine sensiz kalacak yüreğim.

 

Abdullah Oral

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>