Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

GÜN AĞARIYOR

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin 15 Nisan 2009 @ 19:29

GÜN AĞARIYOR

 

Gün ağarıyor

Hüznüne güneş doğmaz bir yoldasın

Haraç mezat bir sevdaya sarıp ömrünü

Sırtında da ayrılığın ağır yükü

Kimsesiz bir dağ başındasın

Yolcusun…

 

Yüreğindeki limanlar çoktan yıkılmış

Dalgakıranlar sular altında

Ve sen çaresiz bir fırtınanın koynunda

Bir başınasın

Sığınacak yelkenin yok

Derin uykular uğramaz sana

Kim bilir hangi gecenin koynundasın

Boşluğa gömülen bir çığlık gibi

Dört yanın sarılmış

Çıkmaz bir sokaktasın…

Elleri tetikte huysuz sevdaların

Çocukluğuna sarmışsın beyaz anıları

Soğuk betonlar üzerinde yatsan bile

Ateşler ortasındasın

 

Oysa zaman üstüne sürer atını

Gözlerinde baharı arayan bir çiçek

Bazen çöllere sarılı ömrün

Bazı gün ummandasın

Gel gör ki sevdan çaresiz

İnsan yanmaya görsün bir kere

Gel gör ki mezar taşları gibi yalnız

Yollar boyunca yaralısın

 

Haraç mezat bir sevdayı sarıp gönlüne

Hüznüne güneş doğmaz bir yoldasın

Umut dağların ardında talan

Uzun yollar ardında gerçek gülüşler

Burda kahkahalar bile hep yalan

On milyonluk bir kentte yalnızsın

Yollardasın

Bunca insanın içinde adım atacak yer yokken dışarda

Sen yüreğinin ıssız çöllerinde

Voltalardasın…

 

Oysa sevdan avucundaki son kurşun

Benden başkasına yakışmaz yarası

Oysa sevdan dağ başında kış

Küçücük bir çocuğun gözlerinde

Zeytin karası

Toprağa saplı hançer değil bu

Öyle kolay çıkmaz yürekten

Gel gör ki sevdan avucundaki tek kurşun

Sancısı senden başkasını sarmaz

Umut hangi dağın ardında deseler

Koşar gider de bu gönül

Bir dem yorulmaz

Bir dem durulmaz…

 

Kocamış bir çınar gibi yüreğin

Dallarına hüzün yağar

Kökü yedi kat altında olsa da yerin

Yaprakların güneşe sevdalı

Kah bulutlara yoldaş olursun

Kah dağlardasın

Sen herkese bir çare dağıtırken

Kendine küsmüş şehirler gibisin

Kendi dumanından soluksuz

Kendi elinden yaralısın

Doğan günün sevincinde değil

Takvimden düşen yapraktasın…

 

Ali Haydar Timisi

BU YALNIZLIĞI DA ERTELİYORUM

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:28

BU YALNIZLIĞI DA ERTELİYORUM

 

Bu yalnızlığı da erteliyorum

Yalancı bir aşkın kuytusuna

Başka bir kentte

Yeni bir sevdaya tutuluyorum

Sesim kırılıyor çarptıkça duvarlara

Her solukta seni düşünmekten

Yoruluyorum

 

 

Sabahın koynundayım

Sesinle uyanıyorum

Sonra kuşanıp taze bir gülün sevincini

Yollara düşüyorum

Gökyüzü ay ışığına vurgun bir pamuk tarlası

Yollar boyunca evler, ağaçlar

Çoban köpeklerinin sesi uzak köylerde

Bir sigara yakıyorum yüreğimdeki ateşle

Hallerim duman

Savrulan hüzün sarıyor geceyi

Paylaştıkça büyüyor yüreğim

Durduramıyorum

 

 

Sokağın başında panzerler bekliyor

Her olağanüstü hal

Bir süre sonra olağanlaşıyor

Sonra yanan her yürek

Bir zaman sonra ateşlere alışıyor

 

 

Gözlerimde firari uykular

Deliyor geceyi arsız bir gülüş

Paylaştıkça büyüyor yüreğim

Saklandıkça küçülüyor

İçimde mayın döşenmiş toprakların utancı

Bir yanım mahcup

Bir yanımda gözlerin

Kim dokunsa yanıyor elleri

Bir garip yangındayım

Paylaştıkça eriyor yüreğim

İşin garip tarafı

Tüm bu olanların

Farkındayım

 

 

Şehirleri seyreden dağlar gibiyim

Ceplerim miadı dolmuş aşklarla dolu

Artık beklemek boşuna

Bunu sen de biliyorsun

Ben gecelerimi sessiz türkülerle avutuyorum

Senin ömrüne sığmaz nehirler

Sabırsız sabahlara uyanıyorsun

Paylaştıkça yanıyor yüreğim

Sen usul usul gülüyorsun

 

 

 

İşte o an bir gül soluyor bozkırın koynunda

Rüzgar mahpustan yeni çıkmış bir hükümlü

Rüzgar dağ başında bir alıcı kuş

Doldurup yelkenlerimi savuruyor beni

Oysa hayat

Bayat bir ekmek gibi ufalanıyor avuçlarımda

Tutamıyorum

İşin komik tarafı

Sanki suç benimmiş gibi

Utanıyorum

 

 

 

Bu hasreti de erteliyorum

Buz gibi bir yalnızlığın duldasına

Başımda bir deli sevda

Satır satır ayrılığı yazıyorum

Hiç bilmediğim bir dünyanın atlasına

 

İnandığım her şey ellerimde eriyor

Aşk, sevda, para, pul

Hiç birisi bir gülüşün etmiyor

Yanıyorum her seferinde kendi külümden doğarak

Gecenin en derin uykusundayım

Rüyamda acılar

Rüyamda yokluğun

Bulup bulup yitiriyorum kara sevdanı

Her gece bir yanım daha yitiyor

Sensiz kollarım bağlı

Zindanlardayım

Bu hayatı da erteliyorum

Sensiz solan gülün hüznüne

Çıkıp gelsen diyorum

Yangınlardayım

 

Bu sevdayı da erteliyorum

Erken verilmiş bir kararın korkusuna

İçimde fırtınalar

Dört yanım rüzgar

Bozkırın ortasında bir gül gibiyim

Seni soruyorum ceylanların uykusuna

Bu sefer inan bana

Dönmem diyorum

Sevdan yüz yaşında bir çınar

Her bahar bir yaprağını daha döküyorum

 

 

Bu sevdayı da erteliyorum

Zamansız bir ölümün sızısına

Seni bir dağ gibi yıkıp dizlerinin üstüne

Gidiyorum

Ve onca soru varken aklımın hücrelerinde

Ben seni sana bırakıyorum

Sormuyorum

Aşkın bir ceset yüreğimin mezarlığında

Her gün soğuk toprağın koynunda

Bir parçasını daha çürütüyorum

Ve kimse bilsin istemediğim için seni

Başucuna bir taş bile dikemiyorum

 

Ali Haydar Timisi

TERKEDİŞ

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:24

TERKEDİŞ

 

Öyle bir terk edeceğim ki İstanbul seni

Limanlarında vapurların ağlayacak

Martıların ıslak yataklarında sessiz

Köprülerin ardımdan el sallayacak

Ağlamaktan kör kuşlara döneceksin

Hüznünden sokakların tek tek yanacak

 

Öyle bir terk edeceğim ki İstanbul seni

Bütün saatlerin bir anda duracak

Gölgesiz bir adam gibi öyle tek başına

Yağmur seni boğmak istercesine yağacak

Boğazına düğümlenecek geçen gemiler

Yüreğin azmış nehirler gibi çağlayacak

 

Öyle bir terk edeceğim ki İstanbul seni

Çocukların sana her gün beni soracak

Kum gibi dağılacak yanan uykuların

Bacaklarında dermanın kalmayacak

Ve öyle bir terk edeceğim ki İstanbul seni

Benim bile yüreğim yanacak…

 

Ali Haydar Timisi

GÖZLERİN

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:23

 

GÖZLERİN

 

Uzun savaşlardan çıkmıştım

Bir yanım zafer sarhoşu

Bir yanım mağlup insanlıktan yana

Kara üzüm tanesiydi gözlerin

Toprağa düşen cemrelere hasret

Sokaklarda üşüyen bir hüzündü sevdan

Her yanında ihanet

 

Kara buğday tanesiydi gözlerin

Masum yağmurlarda ağlayan

Çiçeksiz, ekinsiz tarlalar gibi

Hüznü yıllara sevdalı

Avuçlarında köy yollarının

Kışın buzun karın içinde

Bir cevherdi parlayan

 

Ali Haydar Timisi

BİR AY DOĞAR

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:21

BİR AY DOĞAR

 

“Bir ay doğar ilk akşamdan geceden

Şavkı vurur pencereden bacadan”

 

 

Bir ay doğar

Sevdam sarılır sayrısına

Usul usul söyler sevdiğini/ninni gibi

Düşler yağar uykusuna

Yaban gülünün dikeni haylaz

Rengi kanda köpük

Kokusu dağ başında kıştır

Kırsa da dallarını bir hoyrat rüzgar

Toprak sarar yarasına

Ve tevekkülü bırakır da Allah’a

Daha karışmaz gayrısına…

 

 

Bir ay doğar

Sendelemiş bir bahar düşer zemherinin ortasına

İnanır güneşe ağaçlar

Çiçek açar tomurcuklar

Ama yüksek dağın kışı zor

Silkeler poyraz kırar umutları

Ve tomurcuk bir yaradır kaplar

Güle hasret tarlaları

 

Ali Haydar Timisi

GECEYDİ

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:19

GECEYDİ

 

Geceydi

Kara bir elmastı gökyüzü

Işıksız bir daldı sessizce kırılan

Zifiri karanlıklar içinde

Sevdalı bir gülüşken güneş

Yıldızları sevdim…

 

Bulutların hüznüydü gökyüzüne savrulan

Her damla bir umut

Her rüzgar bir tohum

Serin yalnızlıklarda yanarken düş

Ayaklarımın altında denize inat

Yağmurları sevdim…

 

Gönlümde yüz yılların yangını

Ağzımda ana sütü gibi temiz

Ömrümde bulutlar gibi ak

Dağ başında Köroğlu’nun isyanı

Karanlıklar içinde ışığıydı Veysel’in

Bunca sevda varken yanımda

Türküleri sevdim…

 

Sazımın tellerinde uyanan sabah

Bozkırın koynunda ağlayan gece

Ve ben hasretin rüzgarında üryan

Ve ben dağların yangınında tek

Bu kışlar içinde eli kolu bağlı

Bir başına ve de çaresiz

Baharları sevdim…

 

Ali Haydar Timisi

 

SEN DE SEVECEKSİN

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:18

SEN DE SEVECEKSİN

 

Sen de seveceksin bir gün kendini

Ağzında buruk bir hardal tadı

Bu günler de geçecek ömür yolunda

Sevineceksin…

Her dağın bir dumanı var

Esecek elbet bir deli rüzgar

Bulutlar kaçışacak çocuklar gibi

Boy vereceksin…

 

Sen de güleceksin bir gün kendine

Göğsünü çatlatırcasına bir bahar vakti

Koşup koşup da yollar boyunca

Uzanacaksın upuzun ekinlere

“Oh be !

Yaşamak ne güzel şey” diyeceksin

 

Sonra toprak anaya verip kulağını

Kır çiçeklerinin öyküsünü dinleyeceksin

Öğrenince en saklısını sırların

Sen de bu toprağın koynunda

Sevgiden, umuttan yana ne varsa

Hissedeceksin…

Ve başaklar gibi güneşin altında

Büyüyeceksin…

 

Sen de bileceksin bir gün kendini

Yaşamak nasıl bir dert / anlayacaksın

Bu umursamaz yolların ardında

Hasretler dolanacak ayaklarına

Üzüleceksin…

Yine de her geçen yolcuda arayacaksın sevdayı

Boş vagonlarına yükleyip yüreğini geçen trenlerin

Belki de hiç tanımadığın bir sevgiliye göndereceksin

Günlerin aynasında bakarken yüzüne

Gözlerin yerinden kaçıp gidecek

Görmeyeceksin…

 

Ölüm zamanın kimsesiz çocuğu

Kimse elinden tutup avutmaz

Günler boyu ağlasa da kapında

Bir tas suyu esirgeyecek…

Vermeyeceksin…

 

Sen de göçeceksin bir gün buradan

Çıkın edip yanına alarak sevdaları

Yemyeşil ormanlar içinde

Belki de masal diyarlarına doğru

Yürüyeceksin…

Yıllanmış öyküler anlatacak nineler

Sen yüzünde çocukluğun masum gülüşü

Uzun gecelerde uykulu gözlerle

Dinleyeceksin…

Ve biliyorum gül yüzlü yar

Bir sabah sarılıp düşlerinin rengine

Geleceksin…

 

Ali Haydar Timisi

BİR DELİ MAVİ…

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:17

BİR DELİ MAVİ…

 

Zaman ömrümün en büyük haini

Bir sır gibi akıyor avuçlarımdan

Sen bilmem hangi iklimlerin çiçeği

Kim bilir hangi güneşe sevdalı

Açıyorsun bulutsuz gülüşlere

Gözlerinde okyanusun en güzel mavisi

Sarılıyorsun

Boyundan büyük düşlere…

 

Biliyorum

Her sevda bir oyun

Bu limanlar saklamaz artık beni

Gelsen bir fırtına gibi üstüme

En derininde denizlerin

Sevda ülkelerine savursan

Ve bahara hasret bedenimi

Gözlerinle avutsan…

 

Keşke diyorum

Keşke dağlardan bir çığ gibi kopup da

Üzerime düşsen bir gece vakti

Ve ben kar altında öyle soluksuz

Senin sevdanla boğulsam

 

Ali Haydar Timisi

VURULURSUN

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:15

VURULURSUN

 

Avcıdan korkarsan uçmayı unutursun

Bulutlara bakamazsın utancından

Belki ölüm uzaktır

Ama, yaşamaktan yorulursun

Bilmek en ağırı olsa da tüm yüklerin

Görmek en dayanılmazı olsa da eylemlerin

Bildiğin kadar insansın

Söylediğin kadar yalnız

Ve dünyanın üzerinde

Sevebildiğin kadar mutlusun

 

Atını karanlığın üzerine sürüyorsan

Tünelin ucundaki ışığaysa sevdan

Duyuyorsan isyanını dağ başında kardelenin

Ve fabrikada,

Tarlada

Senin de nasır tutuyorsa ellerin

On iki saat vardiyada

gün sayıyorsa bedenin

Bildiklerinin gördüklerinin yüküyse belini büken

Ve bütün bunların arasında

İnsanların yüzlerinden okuyorken yalanı

Hâlâ sevebiliyorsan onları

Ekmeğine katık edebiliyorsan umut dolu yarınları

İşte o zaman insansın

 

Sen ellerinde namluların sızısı

Soğuğun, açlığın kol gezdiği evlerde

Bir başına

Aç, susuz

Köylerinde ateşlerin pusu kurduğu

Ve sefaletin kol gezdiği gönüllerde

Ayakkabılarının altındaki çamura inat

Gülebiliyorsan bembeyaz düşlerinle

Ve buza kesmiş ellerinle

Savuruyorsan toprağa umudu

İşte o zaman adam gibi adamsın

 

Yaşamın boş bir çuval gibi duruyorsa

Dünyaya boşa gelmişsin

Unutma,

Ölümden korkarsan yaşamayı unutursun

Kanatların öksüz kalır iki yanında

Ve kandırsan bile tüm dünyayı

Yüreğinden kaçamazsın

Yorulursun…

Çiçekli bir bahar sabahı

Maziden gelen bir kurşun çalar kapını

Vurulursun…

 

Ali Haydar Timisi

KADINLAR

Filed under: Ali Haydar Timisi — admin @ 19:12

KADINLAR

 

Kadınlar aşka sürgün

Düş yağar ellerine

Yalansız ve riyasızdır

Gören gönüllere aynadır yüzleri

Gecenin koynunda bir yıldız gibi

Yakar gökyüzünü gözleri

 

Kadınlar

Deli poyrazlara vurgun

Çileli bir ömür gibi yaralı

Kimsesiz bir çöl gibi aç

Kavrulur durur bedenleri

Titreyen bir mum ateşidir

Yanar bir volkan gibi tenleri

 

Kimse bilmez nerdeler

Bilmem hangi kurt sürüsünün koynunda

Bu gelen artık düş değil

Yada hain bir gülüş değil

Sıyrılıp kınından kör bıçak gibi

Belki bir dermandır elleri

Böyle bir başına yollar boyunca

Söner tek tek hayalleri

 

Ali Haydar Timisi

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>