Şiirnesli.Net – Şiirin doğru adresi

BARIŞ NEDİR SEVGİLİM

Filed under: Akgün Akova — admin 20 Ocak 2009 @ 15:14

BARIŞ NEDİR SEVGİLİM

Barış Nedir Sevgilim Biliyor Musun?

Bir Köprü Müdür Üstüne Gölgeler Düşünce Çöken

Halka Açılamadan Batan Bir Şirket

İki Savaş Arasında Verilen Çay Molası Mıdır Barış Yoksa

Hurdacıya Söylediği Son Sözler Mi?

Bisikleti Vurulan Bir Çocuğun Söyle Sevgilim

Einstein’ın Roosevelt’e Yazdığı Mektup Mudur Barış

Lozan’dan Gelen Telefon Mu Mustafa Kemal’e

Çöplerini Bilimin Süpürdüğü Bir Sokak Mıdır Barış Yoksa Söyle Sevgilimde Ki

Tünediği Balkon Uçuruma Düşen Yavru Bir Kuştur Barış

Saatçiyi Hapse Attıkları İçin Kurulamayan Bir Meydan Saati

Ayağımızdaki Paslı Çiviyi Bacağımızı Keserek Çıkaran

Bir Melekde Ki Aptalların Türküsü

Oyuna Getirilenlerin Ülküsüdür Barış

Dişleri Sökülmüş Asya Kaplanıdır Kapitalizmin Sirkinde Ki Sevgilim

İçine Bayat Pil Konmuş El Feneridir Barış

Fosforlu İzleridir Bayrakların Üzerinde Gezen Salyangozların

Barış Düşsel Beyaz Buluttur Bir Kaleye Çarpıp Dağılan

Kör Bir Toplumun Tehdit Dolu Yazılarla Kirlettiği Bir Defterdir Barış

Kendinde Bulamayıp Başkalarında Aradığıdır İnsanın Barış

Halkının Üzerine Devrilen Bir Devlettir Zor Dönemeçlerde

Açılmadığı İçin Posta Kutusunda Ölen Bir Mektuptur Barış

Patlayıp Seyircileri Öldüren Bir Futbol Topudur

Son Dakikada Bunların Hiçbiri

Hiçbiri Değilse Barış Söyle Sevgilim Savaşın Düş Kurduğu Yerlerde

Hangi Yüzsüzün Uydurduğu Bi’ Sözcük Türşu Dillerden Düşmeyen Barış

 

 

Akgün Akova

 

YALNIZCA KANATLARINA GÜVEN

Filed under: Akgün Akova — admin @ 15:13

YALNIZCA KANATLARINA GÜVEN

aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim

sırt çantalı bir duman gibi

bir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz

bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi

istemediğimiz yerlere giderse aşkımız

sevgilim

yalnızca kanatlarına güven

 

kendi yarattığımız boşluğun ucunda

sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam

ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman

yürüdüğümüz yollar daralırken

çökerken altımızdaki merdivenler

sevgilim

yalnızca kanatlarına güven

 

sevdalılar bilir

bir kuş yağmurudur ilkbahar

sevmeyi beceremeyenlerin koyduğu yasaklar

çözülüp gider çocuk gölgelerinde yazın

ve ağzımızın içinde dağılır aşk

sapsarı bir şeker gibi erirken sonbahar

bitmeyen bir kıştan söz açılırsa sevgilim

sevgilim

yalnızca kanatlarına güven

 

elimi uzattığımda sana gemileri göstermek için

dümende kan kokusuyla bayılmış bir kaptan

ateşin yüreğine sürüklenen bir ülke ufukta

ve çekirge sürüleri yolcu bavullarından çıkan

sevgilim

dökülürken tüyleri

savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin

her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını

ve yalnızca kanatlarına güven

 

götürürlerse bir gün beni ellerim iplerle bağlı

şiirlerimin bilmediği yerlere ve hiç kimsenin

alnımdan fırlayacak göçmen bir kuş gibi dur

dünyanın paslanmış sırtında

ve bensizliğe havalanırken

korkma sevgilim

sevgilim

yalnızca kanatlarına güven

 

 

Akgün Akova

 

YAĞMUR BİZİ İZLİYOR SEVGİLİM, YALNIZCA BİZ

Filed under: Akgün Akova — admin @ 15:11

YAĞMUR BİZİ İZLİYOR SEVGİLİM, YALNIZCA BİZ

 

Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum

Bir yanıp bir sönüyorum

Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz

Yalnızca biz geçmişi yaktık, yalnızca biz

Bir şemsiyeye çarpıp batan bir teknedeydik, eğildik

Eğildik ve iplerini çözdük

Sonsuz ipli uçurtma şenliğine dönüştü birlikteliğimiz

Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz

Ağzımız sürükleyip götürüyor çalar saatleri

En tehlikeli odalarındayız otellerin

 

Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum

Bir yanıp bir sönüyorum

Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz

Yalnızca biz bayrakları yaktık, yalnızca biz

Gözyaşı şişelerine çarpıp kırılan bir ülkedeydik, sevdik

Sevildik ve kire pasa direndik

Yeniden sevdalanıyorum sana bunca kaçak günlerden sonra

Yağmur bizi izliyor sevgilim

Bir bardak yeryüzünde yeniden fırtına.

 

 

Akgün Akova

AĞZINDA GİRİT YASEMİNİ

Filed under: Akgün Akova — admin @ 15:10

AĞZINDA GİRİT YASEMİNİ

Senin Ülkende Cüceler Vardı Boyları Hüzünden Kısalan

Donmuş Gözyaşları

Kurumuş Otlar

Ve Adını Anımsamadığım Bir Sürü Hüzünlü Şey Vardı

Hüzün Programlanmıştı Bilgisayarlara Bile

Babanın Bir Beyin Cerrahının Tamir Çantası Olduğu

Söylentisine Gelince

Bence Kuru İftira

Ama Yukarılık Kompleksini Kimden Kaptığı Bilinmiyor

Annense Bir Şişenin İçinde Batık Gemileri

Bekleyip Durmuş Yıllarca

Kiralık Kardan adamlarla Çıkmış Küf Rengi Yolculuklara

Ve Kadınlar Hamamında Ayyaş Bir Ayı Gibi Bayıldığı Gün

Seni Doğurmuş Hiç Yokken Sen Hesapta

A Benim Caretta Carettam

A Benim Yürek Vuruğum

Buna Da Şükür

Çünkü

Bir Yılkı Atı Gibi

Bırakmışlar Seni Çocuk Çocuk Suluboya Çıkmaz Sokakta

Keyiflerine Bakmışlar Gelsin Eğlence Gitsin Ça Ça Ça

 

Sen Küçücükmüşsün

İnsanlara Bakmışsın Bakmış Sın Her Yan Sönük Yıldızlar Ormanı

Bir Şeyleri Sevmek İstemişsin Alışırken Dünyaya

Dişlerini Göstermişler

Kırmışlar Termometreni

İnsan İnsanın Kurduymuş Bre

Kesekağıdına Sarmışlar Seni

Nar Bülbülün Kafese Ayçiçeğin Çöplüğe

Bir Duvarın Sıvası Gibi Dökülürken Bana Rastlamışsın

Dur Demişsin Dur Hadi Dur Yaşamım Sil Baştan

Ben Demişim

 

‘Severim Severim Sevmesine De Seni

Eski Bir Hüzünle

Durmadan Büyür İçimde Bir Girit Yasemini’

 

Yaklaşmışım

Ve Deniz Atmışım Dudaklarımla Dudaklarına

 

 Akgün Akova